Hikayeleri, Köşe Yazıları, Denemeleri...
Kağıt ve kalemin birleştiği noktada birbirinden güzel kelimeler bir araya gelerek bir şelale oluşturur. Kimileri bu şelaleye baklamakla yetinir, kimileri de şelalenin beyaz köpüklü sularına bırakıverir kendini.
Suyun yüzeyine çıkıp, suyun götürdüğü yere gitmek. Her kıvrımda neyle karşılaşacağını bilmemek, suyun çarptığı her kayada başkaca yaşamlar bulmak, uğradığı her köyde başka başka ninnileri dinlemek benim yaşamın bir parçası...
Yaşantıma renk katmak, renkli ve siyah beyaz duygularımı gökyüzüne fırlatmak, güzelliği paylaşmak adına kağıtla kalemi her fırsatta buluşturuyorum.
Bir kent nasıl marka olur?
-
Kendi kendimize bir soru soralım: Yerel yönetimin görevleri nelerdir? Birçoğumuzun cevabı aşağıdakiler gibi olacaktır.
* Kentin alt yapısı ile ilgilenmek (Su, kanalizasyon, şehir içi yollar, doğalgaz vb.)
* Çöp toplama, temizlik hizmetleri, zabıta ve itfaiye hizmetleri vb.
* Şehir imar yapısı ile ilgili işler
* Fiyat ve ücret tespit etme, hal, Pazar yeri açma, sanayi bölgelerini açma vb.
* Okul öncesi eğitim, meslek edindirme kursları, kütüphane kurma vb eğitim hizmetleri
* Dini görevler, nikâh işlemleri vb.
* Şehir içi ulaşım işleri
* Kültür merkezi açma, tarihi eserlere sahip çıkma, spor alanları oluşturma vb
Bu görevlerin arasında en önemlilerinden bir tanesi de ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerinin yapımı veya yaptırılması görevidir.
Örnek olması bakımından, markalaşma sürecinin basamakları başarı ile tırmanmış ve bu tırmanışını sürdüren bir Anadolu kasabasından bahsetmek istiyorum.
Birçoğumuz, bu Anadolu kasabasının değişimin 18 Nisan 1999 yılında belediye başkanlığı yarışını kazanan yeni belediye başkanı ile başladığını hatırlamayabilir. 2000 yılında Çin de yaşayan bir işadamı ile bu Anadolu kasabasına gittik. İşadamı yapmayı arzuladığı ticari projesini yeni başkanla detayları ile paylaştı. Projenin ana teması bu Anadolu kasabasında işlenen telkari'nin tanıtım ve satışına yönelikti. Bu görüşmede en çok dikkatimi çeken nokta yerel yönetimlerden sorumlu olan bir kamu görevlisinin bir işadamının şahsi gelir elde edeceği çalışmasını sonuna kadar not alarak dinlemesiydi. Sıcak geçen görüşmenin ardından başkan tarafından görevlendirilen danışmanlardan biri ile kenti gezdik, esnafları ziyaret ettik. Ben de, bu vesile ile markalaşma çabası içerisine giren bu Anadolu kasabasının o günkü ticari yaşamını görmüş oldum.
Takip eden süre içerisinde birçok kez bu kasabaya işadamının temsilcisi olarak haftalık ziyaretler gerçekleştirdim. Yeni belediye başkanının başkanlığındaki yerel yönetimin kendi insanları ile kaynaşması, ekonominin canlanmasını, 4 milyon nüfuslu Ankaralının hafta sonu bu Anadolu kasabasına akmasını, paralarını burada harcamasını kasabanın her geçen gün zenginleşmesini kendi gözlerimle gördüm.
2.500 TL satılan konakların değerleri 250.000. TL kadar alcı bulmuş, bir Anadolu kasabası. Sponsorlar, kişisel girişimler ve fonlarla 550 civarında ev restore edilmiş. Kasabalılar; başkanlarının kendilerine tarif ettiği rüzgârı iyi yakalamışlar. Proje, halk tarafından sahiplenmiş. Müşteri memnuniyetinden habersiz esnaf, şimdilerde bu kavrama sımsıkı sarılmış durumda. Hangi dükkânın önünden geçerseniz geçin, hangi gümüşçüye girerseniz girin mutlaka ürünlerinden tattırıyorlar, bir bardak çay ikram ediyorlar.
Bu Anadolu kasabası ticareti öğrenmiş.
Burada ekonomik verilere fazlaca girmek istemiyorum. Unutulmak üzere olan el sanatlarının yeniden yapılanması, atölye sayılarındaki inanılmaz artış, Türkçenin bozulmasına karşı alınan ve tabelalarda Türkçe kelimelerin kullanım zorunluluğu, ekonomik gelişim modeli kabul gören "Beypazarı Modeli'nin" literatüre girmesi ve bir çok ülke tarafından dikkatle incelenmesi, Beypazarı'nın 5 yıl içerisinde Türkiye'nin en güzel 10 ilçesinden biri olması, sokaklarında sadece yerli turistlerin değil, Avrupalı ve Uzakdoğuluların da gezdiği bir turistik mekân olmasından bahsetmek istemiyorum.
Pekâlâ, benim güzel memleketim Uşak'ın ne eksiği var? Bana soracak olursanız hiçbir eksiği yok.
- Dünya çapında paha biçilemeyen Karun Hazineleri bizde
- Amerika Arizona kanyonlarından sonra dünyanın en büyük kanyonu bizde
- Dünyaca ünlü kilimler bizde
- İlk şeker fabrikası bizde
- Tarihi doku bizde
- Yemek çeşitliği bizde
Sonuç olarak; irmik, şeker, fıstık, süt ve tereyağı var. İş sadece helva yapmaya kalıyor. Memleketim Uşak'ın Ege Bölgesinin İncisi olamaması için hiçbir neden yok. Bir müze açılacakmış, kent dokusunu görsünler diye. Bence tek başına yeterli değil. Müzeyi gezecek insanlar lazım. Esnafına para bırakacak insanlar lazım.
Ankara İzmir karayolu üzerinde yer alan memleketimin kendisini gezecek insan sıkıntısı çekeceğini sanmam. Yeter ki, biz onlara gezecek yerler yapalım, gezilecek görülecek yerlerimizin olduğunu haykıralım, tarhanamızı, keşkeğimizi, alacatenemizi, katmerimizi, peksimetimizi, çömlek etimizi tattıralım. İnsanlar, görmediklerini görsünler, tatmadıklarını tatsınlar. Cirit oyununu atlamayalım. Türkiye'nin kaç ilinde oynanıyor. Bunlardan bir tanesi de Uşak.
Sokaklarımızı stantlarla dolduralım, el emeği göz nuru ürünlerimizi, kadınların el işlerini, oyalarını, kanaviçelerini, tarhanamızı, kilimlerimizi, yazmamızı satalım.
Her şeyden öte, diğer illerin yaptığı gibi hala birçok insanın haritada yerini bile bilmediği memleketimizi tanıtalım.
Eski Uşak evlerini restore ettirelim. Otel yapalım, pansiyon yapalım. Günübirlik turlarla, civar illerden insanları taşıyıp, Clandırası, Sebasteyi, Akmonia, Bloundusu, Güreyi, Nikolas Trikopis'in teslim alındığı Göğem Köyünü, Ulubey Kanyonlarını, Karun Hazinlerinin bulunduğu müzemizi, şeker fabrikamızı ve birçok yeri gezdirelim. Unutmayalım, binlerce yıllık bir tarihi doku ile dolu olan ilimiz eskinin kral yolu üzerinde yer almaktadır.
Dokuma tezgâhlarımız fasona değil, kendi markasına çalışır hale gelsin.
Uşak, bir marka olsun.
Gördüğünüz gibi bizde sadece Karun Hazineleri değil, birçok hazine var.
Yolumuz uzun. Yapılacak iş çok. Elbette markalaşma süreci oldukça zor ve meşakkatli bir süreçtir. O halde yapılması gereken yerel yönetime, işadamlarımızın ve halkımızın destek vermesidir.
Hep birlikte çalışalım. Öğrenelim ve etrafımıza anlatalım.
Uşak, bir marka olsun.
