Hikaye, Öykü, Köşe Yazıları, Deneme - Osman Han ARSLAN

Hikayeleri, Köşe Yazıları, Denemeleri...

Kağıt ve kalemin birleştiği noktada birbirinden güzel kelimeler bir araya gelerek bir şelale oluşturur. Kimileri bu şelaleye baklamakla yetinir, kimileri de şelalenin beyaz köpüklü sularına bırakıverir kendini.

Suyun yüzeyine çıkıp, suyun götürdüğü yere gitmek. Her kıvrımda neyle karşılaşacağını bilmemek, suyun çarptığı her kayada başkaca yaşamlar bulmak, uğradığı her köyde başka başka ninnileri dinlemek benim yaşamın bir parçası...

Yaşantıma renk katmak, renkli ve siyah beyaz duygularımı gökyüzüne fırlatmak, güzelliği paylaşmak adına kağıtla kalemi her fırsatta buluşturuyorum.

Yazılarımla ilgili her türlü düşüncenizi, önerinizi ve eleştirilerinizi 0532 623 09 45 numaralı telefonu ya da turkosb@gmail.com e-posta adresi aracılığı ile bana bildirebilirsiniz.

Delik Çorap

İki gündür kendimi eve hapsettim, hiç dışarıya çıkmaksızın. Hafta sonuna denk gelmesini de fırsat bilerek. Dış dünyadan kendimi bir an olsa da soyutlamak istedim. Karmaşadan uzak, dedikodudan uzak, işten uzak olmak için.

İki gündür komik bir şekilde aynı çorabı giyiyorum. Sol ayağımın başparmağı dışarıda. Çoğu zaman bana komik gelecek bir durum.  Aslında her gün düzenli olarak çoraplarımı değiştirdiğim halde, bu başparmağımı gösteren çorabı nedense çok sevdim.

Evin içinde otuz beş dereceyi bulan sıcaklıkta ayaklarımı terlikten çıkarıp arada sırada ayaklarıma bakıyorum. Bakmaktan alıkoyamıyorum kendimi, kocaman, iri etli bir başparmak.

Eşim bu duruma çok sinirlendi, hemen çoraplarımı değiştirmemi ve yırtık olan çorabını atmamı söyledi. Aslında haklı, günümüzde hala delik çorap giyen var mı acaba?

Oysa ben o çoraba, o başparmağa baktığımda bu dünya da ne kadar sefil olduğumu, ne kadar acınacak durumda olduğumu anladım.

Ya siz?