Hikaye, Öykü, Köşe Yazıları, Deneme - Osman Han ARSLAN

Hikayeleri, Köşe Yazıları, Denemeleri...

Kağıt ve kalemin birleştiği noktada birbirinden güzel kelimeler bir araya gelerek bir şelale oluşturur. Kimileri bu şelaleye baklamakla yetinir, kimileri de şelalenin beyaz köpüklü sularına bırakıverir kendini.

Suyun yüzeyine çıkıp, suyun götürdüğü yere gitmek. Her kıvrımda neyle karşılaşacağını bilmemek, suyun çarptığı her kayada başkaca yaşamlar bulmak, uğradığı her köyde başka başka ninnileri dinlemek benim yaşamın bir parçası...

Yaşantıma renk katmak, renkli ve siyah beyaz duygularımı gökyüzüne fırlatmak, güzelliği paylaşmak adına kağıtla kalemi her fırsatta buluşturuyorum.

Yazılarımla ilgili her türlü düşüncenizi, önerinizi ve eleştirilerinizi 0532 623 09 45 numaralı telefonu ya da turkosb@gmail.com e-posta adresi aracılığı ile bana bildirebilirsiniz.

Kayıp Kentin Hazineleri - Akmonia Antik Kenti

Antik Kral Yolu üzerinde bulunan Akmonia Uşak ili, Banaz İlçesi Ahat Köyü'nün güneyinde üç tarafı dere ile çevrili Asartepe olarak adlandırılan bir tepe üzerinde yer almaktadır. Akmonia antik kenti yukarıda da bahsettiğimiz gibi özellikle de Pers İmparatorluğu'nun atar damarı olan ve Sardis ile imparatorluk başkentleri Susa ve Persepolis'i birbirine bağlayan "Kral Yolu"nun üzerinde olması nedeniyle ekonomik refah içinde bulunmuştur. Helenistik dönemin sonlarında ve Roma idaresi altında şehrin belirli bir özerklik kazandığını söylemek mümkündür.
 
Kent adının nereden geldiğine yönelik farklı görüşler bulunmaktadır. Bahsi geçen bölgenin Frigya yönetimi altında olduğu düşünülürse Akmonia'nın Frigyalılar tarafından kurulduğu ve isimlendirildiği kabul edilebilir. Frigcede, "akmon" kelimesinin taş anlamına gelmesi muhtemeldir. Diğer bir görüşe göre ise eski Yunancada örs anlamına gelen "akmon" kelimesi de isim olarak bir olasılıktır. Milet'li Alexander Polyhistor'a göre ise, Manes'in iki oğlu olmuştur. Birisinin adı Akmon ve diğerinin adı Doias'dır, ve Akmon, Akmonia şehrini kurmuştur. William M. Ramsay, bu efsanede bazı yerel dinlerin izlerini görür. Manes'in diğer isimlerine bakarak onun bir güneş tanrısı olduğu sonucuna varır. Bazı Akmonia sikkeleri üzerinde bulunan atlı figürünü de Manes ile ilişkilendirir. Dolayısıyla, Manes'i daha sonra Yunan etkisi altında Zeus figürüne asimile olmuş yerel bir tanrı olarak görür. Gerçektende Manes Herodot'da Lydia kralı Atys'in babası olarak görülür. Ayrıca, Asya kıtasının adı da Lidya'lı Asies'den gelmektedir ki, Asies'in babasının adı Cotys, onunda babasının adı Manes'tir. Bu bilgiler, şehrin sosyal ve ekonomik tarihi konusunda pek az şey söylese de, bölge kültürünün eskiliğini göstermesi açısından önemlidir. William M. Ramsay, erken Akmonia sikkeleri ile Pergamon (Bergama) sikkeleri arasındaki benzerlikten yola çıkarak, Akmonia ile Bergama arasında bir yakınlık olması olasılığını ileri sürer. Yazıtların büyük bir bölümü Roma dönemine aittir. Şehrin Bizans, Germiyanoğulları ve Osmanlı idaresi altında ki durumu hakkında bilgiler yok denecek kadar azdır.
 
Akmonia Antik kentini önemli kılan unsurlardan bir tanesi de burada Yahudi cemaatinin bulunmasıdır. Günümüze daha çok mezar kitabeleri kalmıştır. Bu kitabeler gömülü kişinin adının yazmasının yanında mezar hırsızlarına karşı çeşitli lanetler içermesi bakımından önemli kültürel yapılardır. Kentte bir sinagog varlığından bahseden yazıtlara rastlanmıştır. Sinagog'un M.S. 80 ve M. S. 100. yıllarda tamir gördüğüne dair yazıtların Afyon müzesinde sergilendiğine dair bilgiler bulunmaktadır. Afyon Müzesi yetkileri yazıtların bulunduğunu yaptığım görüşmede teyit etmişlerdir. Bu yazıtlarla ilimiz sınırlarında o yıllarda farklı uygarlıkların ve dinlerin dolayısıyla kültürel zenginliğin bir ifadesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
 
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı'nın 21 Ocak 1983 tarih ve A/4049 sayılı kararı ile 1. Derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmiştir. Kuruluşu M.Ö. VII. yüzyıl civarında olan kent Roma döneminde önemli bir yerleşim merkezi haline gelmiştir. Kazılarda elde edilen sikkeler incelendiğinde Akmonia Antik Kentinin bir darphaneye sahip olduğu bilgilerine ulaşılmıştır. Bahsi geçen darphanenin dünyanın ilk darphanesi olduğu yönünde görüşler bulunmaktadır. Yanı sıra ilk voleybol karşılaşmaları da bu kentte gerçekleştirilmiştir. Başka bir değişle her yıl bereket ve güç tanrısı Tykhe adına olimpiyat oyunları bu kentte düzenlenmiştir. Elde edilen buluntular sayesinde kentin en parlak dönemlerini M.Ö. I yüzyıl ile M.S. III. Yüzyıllar arasında yaşadığı anlaşılmaktadır. Zaman içerisinde kentin savaş, yağma vb. sebeplerle büyük tahribe uğradığı ve parçaların taşındığı görüşü vardır. Yine yazıtlardan ve ortaları delikli birbirine geçmeli büyük taşlardan anlaşıldığına göre oluşturulan bu iki ayrı kanalla kaleye su vb. malzemenin nakledildiği sanılmaktadır. Roma döneminde; Roma Katolik Kilisesi hiyerarşisinde Akmonia Kenti bir unvansal bir piskoposluktur. Bununla birlikte 1962 senesinden beri herhangi bir atama gerçekleşmemiştir. Akmonia Antik Kenti etrafında bulunan diğer yerleşim alanları ile sıkı ekonomik bağlar oluşturmuştur. Bunların arasında en önemlileri Keramon-Agora, Traianapolis ve Alia'dır. Keramon-Agora'nın, Akmonia Antik kentinin pazar yeri olduğuna dair görüşler bulunmaktadır.
 
Uşak iline ciddi yerli ve yabancı turist çekebilecek alt yapıya sahip olduğunu düşündüğüm Akmonia antik kentinde yapılan kazı çalışmaları ile 240 m2'lik mozaiklerle süslü bir spor salonunun varlığı belirlenmiş, yanı sıra bu çalışmalarda tanrıça Tykie'ye ait resim de ortaya çıkarılmıştır. Ancak, daha sonra Konya Müzesi arkeologları tarafından yapılan çalışmalarda gymnasium adı verilen spor alanı bölgesinde yer alan mozaik süslemelerinin paha biçilemez olduğunu belirtmişlerdir. Bu alanda yer alan mozaiklerin bir kısmı tarihi eser kaçakçıları tarafından tahrip edilirken, bir kısmı da daha önceden yapılan hatalı çalışmalar ile zarar görmüştür. Burada yer alan mozaiklerde 15 farklı renk kullanılmıştır. Kesin olmamakla birlikte dünyanın en büyük yekpare mozaiği olduğu görüşünü savunanlar vardır.  Sonuç olarak ilimiz için büyük bir turizm kapasitesine sahip olan Akmonia Antik Kentinde zamanında yapılan hatalı çalışmalar neticesinde 240 m2 büyüklüğündeki paha biçilemez mozaiklerin 2/3'si yok olmuştur. Üzeri naylon ile örtülen mozaiklerin temizlenmesi sırasında porçöz gibi kimyasalların kullanılması nedeniyle özelliklerini yitirdiği dönemin gazetelerinde haber olarak arşivlere geçmiştir..
 
Kentte bulunan kral mezarlarının büyük bölümü tahrip edilmiştir. Antik kenti 1883 yılında ziyaret eden İskoç arkeolog William M. Ramsay (Şehirler ve Frigya, Piskoposluk, Roma İmparatorluğu Kilisesi, Türkiye İzlenimleri) mezarların sürekli açıldığı ve taşların yağmalandığından şikâyet etmiştir. 
 
Şehir; Frigya, Lidya, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde de önemli bir yerleşim alanı olarak kalmıştır. Bu dönemlerde bu bölgenin büyük yerleşim alanlarından biridir. Şehrin surları zamanla yıkılmış günümüze çok az bir kısmı ulaşabilmiştir. Kente ait tiyatro tepenin güney yamacındaki surların hemen dibinde olup, günümüzde harap bir durumdadır. Antik kentin orta kısmında büyük bloklardan oluşan ve günümüzde sadece temel kalıntıları kalan alanın darphane ve sağlık hizmetlerinin sunulduğu bir merkez olduğu sanılmaktadır. Büyük ve önemli bir yerleşim olması nedeniyle ciddi tahriplere maruz kalmıştır.
 
Bölge 18 Mayıs 2000 tarihinde SİT alanı olarak ilan edilmiştir.
 
Kültür Varlıklar ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ünce 2007 yılında Müze Kurtarma Kazıları listesine alınmıştır.
Antik Akmonia Kenti hakkında yukarıda belirtilen bilgilerin büyük bir bölümü 1800'lü yılların son yarısından yabancı tarih bilimcileri ve arkeologları tarafından gerçekleştirilen inceleme ve araştırmalara dayanmaktadır. Bugün Akmonia Antik Kentinin görülebilecek bir yeri yoktur.
Bu antik kentin yukarıda da değindiğim gibi Uşak için yerli ve yabancı turizmine katkı sağlayabilmesi için belki de iyi bir ekip tarafından gün ışığına (hala bir şeyler kaldıysa) çıkarılması gereklidir. Bunun için de Uşak Üniversitesi'nde bir arkeoloji Bölümü'nün açılması gerek Uşak, gerekse de civar iller açısından faydalı olacağı düşüncesini taşımaktayım.