Hikaye, Öykü, Köşe Yazıları, Deneme - Osman Han ARSLAN

Hikayeleri, Köşe Yazıları, Denemeleri...

Kağıt ve kalemin birleştiği noktada birbirinden güzel kelimeler bir araya gelerek bir şelale oluşturur. Kimileri bu şelaleye baklamakla yetinir, kimileri de şelalenin beyaz köpüklü sularına bırakıverir kendini.

Suyun yüzeyine çıkıp, suyun götürdüğü yere gitmek. Her kıvrımda neyle karşılaşacağını bilmemek, suyun çarptığı her kayada başkaca yaşamlar bulmak, uğradığı her köyde başka başka ninnileri dinlemek benim yaşamın bir parçası...

Yaşantıma renk katmak, renkli ve siyah beyaz duygularımı gökyüzüne fırlatmak, güzelliği paylaşmak adına kağıtla kalemi her fırsatta buluşturuyorum.

Yazılarımla ilgili her türlü düşüncenizi, önerinizi ve eleştirilerinizi 0532 623 09 45 numaralı telefonu ya da turkosb@gmail.com e-posta adresi aracılığı ile bana bildirebilirsiniz.

Yetenek "siz" misiniz, yeteneksiz misiniz?

Acun ILICALI'nın yurtdışı konseptli bu programını kaçırmadan izlemeye çalışıyorum. Her hangi bir konuya yeteneği olan insanları seyretmekten büyük keyif alıyorum. Bu yarışmayı seyretmemin en büyük nedenlerinden biri de Acun ILICALI2nın pozitif duruşu ve bende bıraktığı hakkaniyet duygusu.

28.11.2010 tarihinde yayınlanan bölümü sonrasında bu yarışma programı ile ilgili paylaşmam gerektiğine inandığım bir çok konu olduğunu hissettim.

Bunlardan ilki, eşimin bana Türkiye elemelerinde Almanya elemelerinden daha farklı yetenekleri izleyeceğimiz yönündeki cümlesiydi. Gerçekten de dikkatle izlendiğinde Almanya elemelerinde dans haricinde dikkate değer bir yarışmacının olmayışı düşündürücü geldi.

Diğer bir konu, yarışmacıların yaş durumları. Her ne kadar başta Acun ILICALI ve Hülya AVŞAR yarışmacının yaşına yönelik dikkatli cümleler kurmaları ve dikkatli yaklaşım sergileseler de burada en büyük görev anne ve babalara düşmektedir. Bir çocuk yaşıtlarına göre daha iyi dans edebilir, birkaç şarkıyı daha güzel söyleyebilir. Ancak bu bir yetenek değil, başarıdır. Başarı; kemanın Farid FARJAD kıvamında çalınmasıdır. Bana göre bu bağlam da bir çocuğun arkasına çalgıcıları alıp, kolbastı ya da horon yapması bir yetenek değildir. Başka bir değişle dedim köyünde sekiz yaşını dolduran her erkek çocuğu traktör kullanmayı bilmektedir ve 10-12 yaş arasındaki tüm çocuklar traktöre sekiz çizdirmektedir. Sonuç olarak; aile büyüklerinin çocuklarını yarışmaya göndermeden önce iyi düşünmeleri ve çocuklarının yarışma esnasında duyacakları EVET ya da HAYIR kelimelerine hazır olup olmadıklarını analiz etmeleri gereklidir. Hoş bana göre belli bir yaş sınırı da olmalıdır, bu tür yarışmalarda.

Diğer bir konu ise, yarışma jürisinin yarışmacıları yarıştıkları kategorilere göre değerlendirmesi. Hülya AVŞAR'ın top cambazlarına ön yargısı, Acun ILICALI'nın Rap yapanlara daha yakın olması gibi. Eğer bu gerçekten bir yetenek yarışması ise jürinin de kelimenin tam manası ile OBJEKTİF olması gereklidir.

Başka bir konu; yarışmanın genel maksadının dışına çıkıp çıkmadığı konusudur. 28.11.2010 tarihinde seyrettiğim bölümde seyrettiğim ugly brothers dans gösterisinin gerçekleştiren gençlere en azıdan bir şans verilmeliydi diye düşünüyorum. Lütfen eski bölümleri hatırlamaya çalışınız, Bu gençler seçilenlerden daha mı kötüydü? Süperlerdi diyemem ama bizde olmayan bir şey yapmışlardı. Sonuç olarak, seçilme kriterleri konusunda endişelerim iyice artmaktadır. Bir önceki yarışmada finale kalanlar bu tezimi doğrular niteliktedir.

Acaba bir girişimci iş adamı bir önceki yarışmada gösteri yapan basketbolculara sponsor olarak her ilde showlar yapamaz mı? Buradan bir marka çıkamaz mı? Anadolu Ateşi gibi?

Bu yarışmayı ve elemelerini seyretmeye devam edeceğim. Çünkü yetenekli ve başarılı insanların hepsini seviyorum. Seyretmeye devam edeceğim, en azından başarı ve yeteneği ayırt etmeyi deneyerek. Ancak, bu güne kadar sempati ile baktığı Acun ILICALI'ya temkinli yaklaşarak.

.